İŞTAHSIZLIĞIN PSİKOLOJİK NEDENLERİ


Ayşe ÇİL KARA - Uzman Psikolojik Danışman 10.03.2021

İŞTAHSIZLIĞIN PSİKOLOJİK NEDENLERİ

BEBEK VE ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIĞIN PSİKOLOJİK NEDENLERİ NELERDİR?

Beslenme her canlının temel gereksinimidir. Beslenme çeşidi ve miktarı her yetişkin için farklılık gösterdiği gibi bebek ve çocuk için de durum aynıdır.

Beslenme çok az ya da tek tip gerçekleştiğinde, ebeveynler çocuklarının hasta olmasından endişelenir. Eğer medikal muayenede çocuğun sağlığı ile ilgili bir sorunu yoksa durum psikolojik diyebiliriz.

Peki psikolojik nedenleri neler olabilir?

Öncelikle çocuk ciddi bir stres ya da ebeveyn ile çatışmalı bir ilişki içerisindeyse çocuk yemek yemek için direnç gösterebilir ya da bu durum iştahsızlık olarak açığa çıkabilir.Bunun yemeğin kendisi ile bir ilgisi yoktur. Evde, okulda ve diğer sosyal çevresinde ard arda gelen duygu sıkışması olabilir. Örneğin;

  • Yeni bir kardeşin aileye katılması.
  • Yas ( bir yakınını, evcil hayvanını kaybetme v.b.)
  • Akran çatışmaları

Bazen iştahsızlığı yemek seçme ve tek tip beslenme isteği takip edebilir. Uyku gibi beslenme ihtiyacının her çocuk için biricik olduğunu hiçbir koşulda unutmamalıyız. Her beden kendi gelişim hızına ve fizyolojik ihtiyacına göre değişiklik gösterir. Çocuğumuza uygun porsiyonlar olması önemlidir. Neden o besini yemesi gerekiyor, olmazsa olmaz mı, yoksa aynı besin değerini severek yediği bir şeyden de alabilir mi? gibi soruları kendimize sorarak çocuğumuzla olan ilişkimizi ve farkındalığımızı korumamız önemlidir. Çocuğumuza yedirmek istediğimiz besini küçük küçük deneyebiliriz. Çocuğumuzun besinle olan ilişkisini iyi gözlemlememiz ve zorlamamamız gerekir. Hiçbir yöntem tek başına doğru ya da yanlış değildir. (BLW ve kaşıkla yedirmek gibi) Bazen beslenme sorununun arkasında ağlama ihtiyacı yatar. Çocuğumuz davranış sorunları yaşıyorsa bu kısımda sıkışmış duygularını boşaltma ihtiyacı vardır diyebiliriz.

Bazen engeller farkında olmadan ebeveynin tutumundan kaynaklı olabilir. Ekran karşısında yemek yedirmekten ya da kısır döngüye girmiş abur cuburla beslemekten bahsediyorum. Öncelikle ekran karşısında yemek yedirmeyle ilgili sizlere bir soru sormak isterim. Amacımız çocuğumuzun karnını doyurmak mı, doldurmak mı? Ekran karşısında çocuklar pasiftir, bir süre sonra iletişime ve muhakeme etme becerilerine kendilerini kapatırlar. Verdiğiniz yiyeceğin tadını kokusunu dokusunu bilmeden yerler. Dolayısıyla beyine doyma sinyali gitmez bu da ilerde obeziteye kadar gidebilir. Gelelim abur cubur ile oluşan kısır döngüyü konuşmaya.

Abur cubur ve şeker, kültürümüzde sevginin sembolü olarak kullanılmaktadır. Örneğin; büyüklerimiz küçüklere el öptüklerinde şeker verirler. Şeker bayramlarımız var. Buraya kadar bir sıkıntı yok ancak sıkıntı aileler çocuğun stresini yatıştırmak, susmasını sağlamak, ağlamasını durdurmak ya da mutlu olsun diye şeker verdiğinde başlar.

Çocuk stresli olduğu durumlarda şeker verilirse bu kontrol kalıbı gelişir. Çocuk acı veren duyguları olduğunda bunu şekerle baskılamak ister ancak o acı veren duyguları boşaltmak geçici olacaktır. Çocuk kendini yeniden kötü hissettiğinde şeker isteyecektir. Çocuğunuzun şeker ve abur cubur bağımlılığı varsa bunu baskılaması yerine öfkesini ve duygusunu ifade etmeye teşvik etmek önemlidir.

Son olarak;

Çocuğumuz ‘’doydum’’ dediği zaman ‘bir kaşık daha, bu son, daha tabağın bitmedi’’ demek yerine afiyet olsun dediğimiz nice sofralarda buluşmak dileğiyle…

Paylaş: