Çocuklarda Dil Gelişimi ve İşitme Problemleri


Uzman Doktor Alp Tunç - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı 05.10.2020

Konuşma çocuğun çevre ile olan iletişimi için en önemli yetenektir. Bebek doğduktan hemen sonra ağlayarak bu iletişimi kurmaya çalışır. Ağlama gereksiz bir ses çıkarma eylemi değildir. Hatta bir süre sonra anne bebeğin ağlama şeklinden; bebeğin acıktığı, uykusunun geldiği, ağrı çektiği durumların ayrımını yapabilir.

Çocuklarda Dil Gelişimi ve İşitme Problemleri

Bebekler doğmadan çok önceleri, intrauterin dönemde 23. Haftada işitmeye başlarlar. Bu nedenle dil gelişimi için bu haftadan sonra bebekle konuşmaya başlamak uygun olacaktır. İntrauterin dönemde işitme yeteneğinin gelişmesinin diğer bir kanıtı da bebeklerin doğduktan hemen sonra anne sesini, diğer kadın seslerinden ayırabiliyor olmasıdır. Bebeklerle düzenli konuşulduğunda erken dönemden itibaren konuşma anlaşılamasa bile konuşan kişinin tonlamaları ile bebek, konuşan kişi ile iletişim kurabilmektedir. Bebeğin dil gelişimi hızlanmaktadır. Bebeklerdeki dil gelişimi değişik nedenlere bağlı olarak geri kalabilir. Geri kalma yalnızca işitme bozukluğuna bağlı olabileceği gibi nörolojik gelişimdeki geriliğe bağlı veya otizm gibi bir duruma bağlı olabilir. Nörolojik gelişim bozukluklarında, konuşma bozukluğuna ile birlikte, bebeğin üçüncü ayda hala başını dik tutamaması, altıncı ayda hala destekli olarak oturamaması, dokuzuncu ayda desteksiz oturamaması, 18 ayda hala yürüyememesi, kol ve bacakta güçsüzlük olması gibi bebeğin ayına göre yapması gerekli hareketleri yapamaması durumu eşlik eder. Altta yatan patolojiyi saptamadan önce bebeğin dil gelişiminin normal olup olmadığını değerlendirmek önemlidir.

  • Bebekler erken dönemden itibaren yüksek seslere hiç sıçrayarak tepki vermiyorsa
  • 3-6 ay arasında: Agulamalar başlamadı ise, bebek ses çıkarmıyorsa, bağırmıyorsa, kendisine konuşan kişilere hiçbirzaman gülerek veya ağlayarak tepki vermiyorsa
  • 6-9 ay arasında: Babıldama (hecelerin tekrarı ile kelimeler oluşturma) yapmaya başlamadı ise
  • 9-12 ay arasında: Anne baba mama gibi en az bir sözcüğü bilinçli söyleyemiyorsa, yapmayı veya hayırı anlamıyorsa (hayır komutunuza uymak zorunda değil) Ağlamak dışında hiçbir ses çıkarmıyorsa
  • 18 aylık: Anne, baba, dede gibi gibi aile bireyleri tanımlamasını söyleyemiyorsa, basit komutları uygulayamıyorsa (ver, al gibi)
  • 24 aylık olunca: İki kelimeyi arka arkaya getirerek cümle kuramıyorsa (anne ver, baba al, mama ver gibi)
  • 36 aylık olunca: En az üç sözcükten oluşan cümleler kuramıyorsa, daha karmaşık emir cümlelerini anlamıyorsa (mamayı buradan al, babana ver gibi)
  • 5 yaşında: Konuşmalarının büyük çoğunluğu yabancılar tarafından anlaşılamıyorsa

çocuğun konuşmasında gecikme olduğu düşünülür.

Eğer bir çocukta konuşmada gecikme varsa öncelikle çocuğun konuşma gecikmesi dışında başka bir probleminin olup olmadığı değerlendirilir. İlk olarak işitme testi yapıldıktan sonra eğer yalnızca konuşma gecikmesi değil beraberinde başka nörolojik problemler veya sistemik problemler varsa öncelikle bunların değerlendirilmesi uygun olacaktır. Eğer sistemik, işitsel veya nörolojik bir problem yoksa çocuğun konuşması mutlaka bir konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Konuşma problemlerinde birincil problem sıklıkla işitme problemidir. Bu nedenle yenidoğan her bebeğe mutlaka işitme tarama testi yapılır.

YENİDOĞAN İŞİTME TARAMA TESTİ

Doğumsal işitme kaybı, dünyada en sık görülen doğumsal bir nörolojik sorundur. Türkiyede sağlıklı yenidoğanlarda işitme kaybı oranı 1000 de 2.2 dir, Yenidoğan ünitesinde izlenen bebeklerde bu oran yüzde 6'ya kadar yükselebilmektedir. Yenidoğan işitme tarama programında 2 çeşit test kullanılmaktadır.
A) OAE (Otoakustik emisyon testi) (kokleanın dış tüysü hücrelerine kadar olan periferik işitsel sistemin durumunu yansıtır)
B) ABR (otomatik işitsel beyin sapı cevabı (auditory brainstem response = ABR)) (periferik işitsel sistem, sekizinci sinir ve beyin sapı işitsel kısmını yansıtır)

Yenidoğan tüm bebekler yaşamının ilk ayı içerisinde işitme tarama testleri ile taranır, testten kalanlar ilk 3 ay içerisinde odyolojik olarak değerlendirilir. İşitme kaybı kesinleşen bebeklere ilk 6 ayı içerisinde gerekli müdahale yapılır. İlk basamak sağlık kuruluşlarında sadece OAE veya OAE ile birlikte ABR kullanılması önerilir, çoğu merkezde artık ABR kullanılmaktadır. ABR testli OAE testine göre daha pahalıdır ama yanlış pozitiflik oranı oldukça düşüktür. Ayrıca OAE testinde nöral tipte işitme kayıpları saptanamaz. Bu nedenle yüksek risk taşıyan yenidoğan yoğunbakımda izlenmiş bebeklerde mutlaka ABR testi yapılması gerekmektedir. İkinci basamakta mutlaka ABR kullanılır. ABR’den kalanlar ileri inceleme ve rehabilitasyon için üçüncü basamak sağlık kuruluşuna yönlendirilirler (Referans merkezleri)

ULUSAL İŞİTME TARAMA PROGRAMI

Türkiye’de uygulanan ulusal işitme tarama programında bütün bebeklere doğdukları hastanede doğumdan en az 12-24 saat içerisinde, emzirildikten yarım ile bir saat sonra, uykudayken işitme tarama testi yapılır. Kulakta sıvı bulunması veya başka nedenlerden dolayı işitme testinden kalan çocuklara birkaç gün içerisinde yeniden işitme tarama testi yapılır. Yapılan işitme testinde her iki kulaktan da geçemeyen bebekler referans merkezlerine (3. Basamak) gönderilir.

İŞİTME KAYBI AÇISINDAN RİSK TAŞIYAN BEBEKLER

Bu bebekler diğer bebeklere göre 10 kat daha fazla işitme kaybı riski taşırlar. Bu çocuklar işitme testinden geçse bile mutlaka aralıklı işitme testi tekrarı açısından takip edildiği hekimlerine başvurmaları gereklidir. İşitme kaybı açısından riskli bebekler kimlerdir ?

  • Ailesinde işitme kaybı olanlar
  • Yenidoğan yoğunbakım ünitesinede yatmış, bu sırada solunum makinasına bağlanmış veya yüksek değerlerle sarılık geçirmiş, kulaklara zarar veren antibiyotik kullanmış
  • Anormal bir yüz görüntüsüne sahip, kulak yakınında cilt katlantısı veya kulak yakınındaki kemiklerde şekil bozukluğu olanlar
  • Kafa travmaları geçirenler
  • Menenjit gibi beyin ile ilgili enfeksiyon geçirenler
  • Anne karnındayken TORCH enfeksiyonu geçirmiş
Paylaş: